Yıkılışı İstanbul’un Fethiyle Başlayan Skolastik Düşünce Nedir? Temelini Kim Atmıştır ve Ne Zaman Yıkılmıştır?

Müzelik kanı nedir sorusu ile ilk defa lise sıra ve hikmet derslerinde karşılaşmış olabilirsiniz. Bu sorunun tarih alanına de girmesinin nedeni yüzlerce dünyada sunma degaje olan felsefi düşüncelerden biri olmasıdır. Ölçülü Yüzyıl karanlığından tutun eskimemiş çağın aydınlığına büyüklüğünde seçme yerde külüstür us ile kavuşmak türlü. Bunun en nazik nedeni yenilik özlemek adına var olanı ilahi olanla açıklamaya çalışmasıdır. 

Felsefe umumi adına kuşkulu ve sorgulayıcı benzeri alandır. Ancak emektar düşünce sorgulamaz ve endişe duymaz. Zira ona göre filhakika ilahi benzeri makul vardır ve insanın amacı da bu ilahi doğruyu anlayarak çözmeye çalışmaktır. 3 asıl dönemden oluşan eski düşünce nedir, zahir ortaya çıkmıştır, nasıl yayılmıştır kadar zaaf edilen soruların yanıtlarını parçalanmamış detaylarıyla anlattık.

skolastik düşünce

Emektar akıl nedir?

Latince okul anlamına mevrut schola kelimesinden türetilmiş scholasticus teriminden gelen emektar us, lafız anlamıyla ekol felsefesi demektir. Bu vukuf gelmesini nedeni, Itidalli Asır’birlikte doğrunun filhakika var olduğuna inanılması ve bu doğrunun yalnızca okullarda sunulan hikmet dersleriyle öğrenileceğinin düşünülmesidir.

Müstamel akıl tanrı bilimi tabanlı aynı akımdır. Yani doğrunun göklerden mevrut bire bir karar olduğuna ve felsefe ile bu doğruların anlaşılması gerektiğine güvenli. Bu bağlamda müstamel düşünce yıpranmamış tıpkısı düşünce yaratmaz. Pimpirikli evet dahi sorgulayıcı değildir. Bilakis ilahi akla yatkın ile gelen bilgiye kuşkuyla bakan herkese karşıdır. 

Kadim düşüncenin arz kesin tanımını Reaya Ermiş Augustinus yapmıştır ve ‘Idrak Etmek üzere inanıyorum.’ demiştir. Emektar düşünce doğru olduğuna inandığı bilgiler ışığında var olan gerçekleri doğrulamayı evet üstelik çürütmeyi amaçlar. Yani bir öz üs olsa da ilahi doğruya akıllıca değilse çürütülmelidir. İnanç esastır. 

Çarkıt akıl ne zaman ortaya çıkmıştır?

skolastik düşünce

Yıprak düşüncenin temelleri, milattan sonradan 2. ve 8. yüzyıllar arasında Reaya Babaları namına bilinen evvel bölüm Hristiyanları vasıtasıyla oluşturulan Patristik felsefe ile atılmıştır. Fakat bu düşüncenin eksiksiz olarak sistematize edilmesi ve adının konması ancak 9. yüzyılda gerçekleştirmiştir.

Patristik felsefede Platon öne çıkarken, külüstür düşüncede Aristoteles yöre plana çıkmaktadır. Bunun bildirme iri nedeni Aristo felsefesinin düşünürleri bilgili adına görmesidir. Elhak ilahiyat sırf olan bu felsefe hareket elbette inanç üzerine düşünen kişileri hakim namına adlandırmayı makul bulmuştur. 

Külüstür düşüncenin ortaya sorti amacı okullarda yedi mutlak sanat kendisine isimlendirilen dil bilgisi, mantık, belagat, matematik, geometri, saz ve gökbilim ile birlikte teolojinin öğretilmesidir. Sonraki zamanlarda çıkma akıl sadece bu amaçla eskimemiş, genel ayrımsız ekol öğretisine dönüşmüştür.

Önceki akıl dönemleri:

Erken dönem önceki kanı / 9. ve 13. çağ Yükseliş dönemi müzelik beyin / 13. ve 14. asır Akıbet çevrim önceki karın / 14. ve 15. asır

Erken çevrim ezelî beyin:

Johannes Scottus

800’lü yıllarda Mağrip Roma İmparatorluğu’nun çöküşü ile ortaya sâdır eski düşüncenin önceki düşünürü Johannes Scottus’tur. Scottus, Yıpranmamış-Platoncu tıpkısı düşünce biçimi oluşturarak Ilımlı Yüzyıl’üstelik mistizmi yaymıştır. Tanrının bilinmeyen olduğunu fakat simgeler tarafından anlaşılabileceğini savunmuştur.

1000’li yıllarda Anselmus, Tanrının genişlik mükemmel olduğunu ve çelişmezlik ilkesi mucibince var olmamasının benzer olmadığını savunmuştur. Bir aktarılma yaşamış olan Roscelinus, nominalizmi kurmuştur. Bu terim realizme karşıdır ve insanların eş bire bir karın doğrultusunda hareket ettiklerini savunur. Yani ana, ilahi ayrımsız güçten bahseder.

Yükseliş dönemi müzelik hatır:

İbn-i Sina

12. yüzyılda Zenci felsefesi yayılmaya başlamış ve İslam skolastiği ortaya çıkmıştır. Fellah filozof İbn-i Sina bu yayılmada kebir ayrımsız nümayiş oynamıştır. İbni-i Sina gibi Aristocu başka benzeri Zenci düşünür üstelik İbni Erginlik’tür. İbni Rüşt, inancı hatır bilgisinin ayrımsız bambaşka formu kendisine yorumlamıştır. 

Benzeri dönemde Yahudi düşünür Moses Maimenides bile Aristoteles’i yorumlamış ve bölgesinde yaygınlaştırmıştır. İtalyan mistik düşünücü Bonaventura de Augutinus ve Aristotales’i yorumlamış ve bilginin, bilinecek olan akıllıca üstünde kavuşmak olduğunu savunmuştur.

Ilımlı Çağ’ın külüstür yıldızı  Albertus Magnus olmuştur. Magnus; Aristoteles felsefesini, İslam felsefesini ve Yahudi felsefesini birleştirerek dizgeli benzeri çatı ortaya koymuştur. Magnus’un öğrencisi Aquinolu Thomas, ‘İnanmak üzere farz etmek.’ düşüncesini ortaya koymuş ve bu bellek o gün Katolik Kilisesi aracılığıyla akseptans edilmiştir.

Akıbet devir eski beyin:

Johannes Duns Scottus

Önceki düşüncenin serencam dönemine girmesinde dini tarikatlar ortada yaşanan tartışmalar ve Rönesansı hazırlayan aydınlanmacı çalışmalar etken olmuştur. Serencam dönemin yıldızı Johannes Duns Scottus olmuş, nominalizmi sistemleştirmiş ve tikel nesnelerin soy olduğunu tümel nesnelerin ise tamamen temelsiz olduğunu savunmuştur. 

Bu dönemde bilginin temeline deney konulmuştur. Allah kavramı katiyen deneyimlenmediği üzere bu vukuf inanç temellidir. Yani bu asıl sonsuzluk ve Tanrı gibi kavramlar asla bilinemez. Bu noktada inanç ve hikmet birbirinden ağız ağıza ayrılmıştır. Bu birlikte kırık dökük düşüncenin sonu olmuştur. 16. yüzyılda Rönesans ile kırık dökük hatır tükenik kabil görünse bile günümüzde dahi hala bu düşünceyi savunan kişilerle karşılaşmak mümkündür.

Külüstür düşünce neden yıkılmıştır?

skolastik düşünce

Müstamel düşüncenin Avrupa’da etken olduğu Ölçülü Asır berduş tıpkı dönemdi. İnsanlar açlıktan kırılıyor, sosyal adaletsizlik zirveyi görüyor, kült adamları tek dine akıllıca sıfır düşünceleri insanlara dayatarak onları kandırıyordu ve bir şekilde rastgele gerçeğin dine uydurulması gerekiyordu.

Rönesansın temelini atan bilimsel icraat insanların gözünü açtı. Matbaanın icat edilmesiyle diyanet kitapları insanların kendi diline çevrildi ve ilmek, ahali vasıtasıyla da anlaşılmaya başladı. İnsanlar bundan sonra sorgulamaları haram olan şeyleri birlikte sorgulamaya başladılar ve kasasını doldurmaya müteharrik tıpkı apaz ilmek tüccarı aracılığıyla kandırıldıklarını anladılar.

Kült, insanın Cenabıhak ile arasındaki aynı ilişkidir. Bunu mukannen çıkarlar doğrultusunda yaşamın her kesimine zorla duyurmak ve düzme olgun, tek taraflı felsefe ile insanlara yalanlar ifade etmek yalnızca Ilımlı Yüzyıl karanlığına yerinde tıpkısı bellek biçimidir. Neyse ki artık uzay çağındayız ve bu garip akıl biçimleriyle haddinden fazla aşkın karşılaşmıyoruz değil mi?

Ezelî bellek nedir, elbette ortaya çıkmıştır ve illet yıkılmıştır kabil düşkünlük edilen soruları yanıtladık. Hikmet ve felsefeden doğan bilim, gerçeği beklemek için insanlar marifetiyle yaratılmıştır. Aklımızı doya doya sonuna kadar kullanalım.

sizlere mywebmaster325890790.wpcomstaging.com farkıyla sunulmuştur

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: